Bir bütçenin (şirket, ülke, hane halkı bütçeleri gibi) yıllık geliri, yıllık giderini karşılamıyorsa ve bir de büyük oranda bir borcu varsa, o yapı sürdürülemez bir noktada demektir. Yunanistan işte böyle bir yapı sergilemekte. 2011 yılında %7 küçülen ve bu resesyonun kemer sıkma politikalarıyla devam edeceği düşünüldüğünde ise bu gidişatın nasıl tersine çevrileceği de yanıtlanması gereken bir soru olarak karşımızda durmaktadır. Kemer sıkma paketi karşılığında 130 milyar euro tutarında yardımı kabul eden Yunanistan’da sosyal çalkantılar daha da artıracak gibi görünüyor. Çünkü kemer sıkma paketi, kamu sektöründe 15 bin kişinin işten çıkarılmasını, asgari ücretlerin, %20 kesinti ile 750 euro dan 600 euro’ya indirilmesini ve devlet görevlilerinin maaşlarında da %10 oranında bir kesintiyi hedeflemektedir. Bu çerçevede Yunanistan’nın durumu pek iç acıcı görülmemektedir. Daily Telegraph’dan Peter Oberne, Yunanistan’nın durumunun, 1929 dünya bunalımındaki İngiltere’nin durumundan daha kötü olduğunu belirtmektedir. Yunanistan “kır satır, kırk katır” durumuna gelmiş durumdadır. Bana göre tüm bu önlemler tedavi niteliğinden çok, sorunu erteleme niteliğindedir. Dolayısıyla taraflar eninde sonunda bu oyuna son vermek zorunda kalacaklardır. Yunan ekonomisi kendi para politikasını uygulayarak, devalüe edilmiş bir drahmiye dönmek zorunda kalacaktır. Tabii böyle bir durumda yardımların kesilmesi de başka bir sorun olarak belirecektir. Ayrıca kemer sıkma politikalarının, ekonomide küçülmeyi artıracağı ve buna bağlı devlet gelirlerini düşüreceği, işsizlik başta olmak üzere sosyal çalkantıları da körükleyeceği bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Unutmayalım Avrupa geleneğinde sosyal çalkantılar doğuya göre çok daha çetin olur. Yunanistan ekonomisinde Avrupa birliğinin getirdiği “cicim ayları” artık bitmiştir. Yunanistan ile başlayan, Portekiz, İtalya, İspanya gibi ülkeleri de içine alacak olan bu kriz, Avrupa Birliği için temel bir paradigma değişimini de beraberinde getirecektir.
