Sana bir şiir yazabilirim.
üstü sarı aşağı doğru degrade bir kağıda, mürekkep kadar ıslak hislerim
akşamüstü serinliği.
yokluğa saygı hörmet 'bir mukabil', sesler, hisler...
nefes alıp verişleri kadar sıradan gelen, o ter, o, ıslaklık mı sadece sizin dilinizde...
Sana şiir yazabilirim
kar tanesi kadar sahte bir beyaz kağıda, çünkü zarfı kapatana kadar her mektup.
uzak bir sabahın sisli bekleyişi.
tuzaklara zaman hasret 'olacaktın!' sigara, cesaret.
İnsanın can'ı gözündeki ışıktan yansır, 'Söylemiştim.'
Sana şiir yazabilirim.
ayıplarsın beni, acıtırsın, yetmezse 'gidersin'
'oldu!' kaç kere 'aynı' Şey oldu? "- Tekrarda beynin hareket duygusunu yitirdiği nesneler."
bazAn ilk kez acıdığını düşünsen de teninin, cennetin kapısından kovulmuş bir rüzgar eserse ruhuna.
Bil ki bir adım daha uzaklaştım
Mektuptan, az önceden, bir anıdan ve bir sayfadan aynı anda nefret edip, kendimden uzaklaştım.
Sana bir şiir yazarsam
" – Neredesin? Şu an acil seni görmem gerekiyor, hadi bir adım da benim için at..."
bir acının gölgesine biriken sancı bu
hatanın görkeminden kaçınıp bir şey yaparsam korkusu
ve
ölümden kaçmayı bilen aşkların, düşündeki o yakaşırın 'olmaması ihtimalinde' yakalandım.
Sensiz de zamanın tadını çıkaracağım. Bileceğim ki sensizim... Bileceğim ki yoksun... Bileceğim ki...
Seninle ilgili bir yoksulluğun pençesinde 'içinde' -içinde durduğun düşüncelerimi düşleyeceğim...
Sana bir şiir yazarsam
"ölümden, bilimden, aşktan ve gözden başlayarak kandırabilirim seni, sonra bir an da susarım."
Dönüşte yaşanan o sızılı heyecan bu.
hayatın uygunsuz zamanlarında olamayacağımın tedirginliği.
ve
ben sana ne yazarsam yazayım, yazdıklarım 'tasvirine' dönüşecek.
"Bir şeyler izlesek... -Mesela yayla'ya düşen yağmuru ve ardındaki gükkuşağını, sigaramız dudağımızdan eksik olmasa..."
Yağmur sadece masum bir gülümseme kadar ıslatabilse her insanı...
Gökyüze bin kere baksak.
"ben gökyüzüne en son ne zaman baktığını gördüm... sanırım kuşların gidişini izliyordun"
civar mahallede baskın yemiş suratlar. ölümün ağırlığı üstlerine çökmüş yaşlılar,
sürekli bir "veda havasındalar"
ve
iklimler kadar neş'e saçsa bize yağmur, ışık gözlerime eski kadar "iyi" davransa,
ve masum bir kediyi tekmelemese şu yaramaz çocuk.
Sana şiir yazabilirim.
içine vesikalık resmimi koyabilirim ve tarağımı belki üç beş damla...
yağmur damlası kadar sahte gözyaşınla, baskın yedi tüm mahalle, çünkü aşk sönene kadar her mum.
ışık gözlerine nasıl vurabilir ki. kaç adımla uzaklaşırsa uzaklaşsın adımlarım... attığım adımlarımda gelemeyişinedir.
