Yaşı tutanlar hatılayacaktır, renkli televizyonlar ilk çıktığında herkes rengini biraz daha açıyordu, bakın en renklisi bizimki manasında. Hatta olay bir yerden sonra öyle bir boyuta geldi ki tüm suratları kıpkırmızı izler olduk. O zamanlar çocuk aklımla televizyona çıkan herkesin çok utandığını, o yüzden öyle kıpkırmızı olduğunu sanırdım. Sonradan bu renkli televizyon olayına alıştıkça hayat normale, insan yüzleri de kendi rengine döndü.
İşte son dönemde yerli diziler arasında da böyle çılgın bir furya başladı, en parlak, en aydınlık görüntü bizim dizide furyası. Olay o kadar kontrolden çıktı ki barlarda hatta yatak odalarında geçen sahneler bile ışıl ışıl, sanırsın bütün memleket aydınlıkta sevişiyor. Mesela Atv'de "Çocuklar Duymasın" diye bir dizi var. Biz daha, yıllar önce televizyon tarihinin tozlu sayfalarında yerini almış bu dizinin neden ısıtılıp tekrar önümeze getirildiğini çözememişken, bir de parlak, kıpkırmızı renkleri çıktı başımıza.

Az çok bilmeyen yoktur, bu dizide Haluk'la Meltem her 3-5 bölümde bir boşanmaya kalkar. E haklılar tabi, sıkıysa siz yaşayın öyle aydınlık bir yatak odasında, ne uyku kalır ne cinsellik. Hadi onu geçtim, Gülse Birsel'in yeni dizisi "Yalan Dünya"da da durum farklı değil. Cafelerde, barlarda geçen, insanların içki içip, dans ettiği sahnelerdeki ışık ile evin salonundaki ışık bile birebir aynı. Bana kalırsa Beyaz'ın Gülse Birsel'i bir türlü tavlayamamasının sebebi de bu. O kadar aydınlıkta romantizm zor tabi. Sanırım iki örnek yeterli ama şöyle bir tv kanallarını gezerseniz bu renk probleminin her yere sirayet ettiğini görürsünüz. Zira Star Tv'nin yeni imajıyla beraber gelen "Marta Stewart Show" hallerinden bahsetmiyorum bile.
Yine de son olarak ışık-renk kullanımıyla televizyon dünyasında yeni bir çığır açan diziden bahsetmeden geçmek olmaz. Evet, tabi ki biricik göz ağrımız, yerli CSI "Kanıt"tan söz ediyorum. Diziye saygım büyük, görülmemiş kalitelideki oyunculuklar olsun, her bölümde bizi hayrete düşüren karmaşık cinayetler olsun, 10 numara bir dizi. Ama bunların yanı sıra dizide bir de renk kullanımı var ki sormayın gitsin. Nereye bakarsanız bakın kıpraşan, bize göz kırpan sarı ışığı görmemek mümkün değil. Muhakkak ki bu sarı ışık bir hata değil, yönetmenin bilinçli tercihi. Madem ki cinayet çözüyoruz neden sarı ışık kullanmayalım? Zaten cinayet hissiyatını, o tekinsiz atmosferi sarıdan başka hangi renk verebilir, değil mi?


