Cilalı paket devrindeyiz.
Etrafımız dışarıdan parlak ve etkileyici gözüken şeylerle dolu… Ama paketi açtığınızda sürprizlerle karşılaşabiliyorsunuz…
Elimde zap, kanaldan kanala gezinirken bol miktarda tartışma programına rastlıyorum; eskiden bunların ne ile ilgili olduğunu bir bakışta anlardınız, örneğin siyaset tartışmaları bir masa etrafında toplanan kelli felli adamlar tarafından yapılırdı, kanaat önderleri arasında bir mesafe, nezaket olurdu…
Şimdi ise herkesin ağzından köpükler tartışıyor, ertesi gün internet sitelerine bakıyorsunuz; en ciddi tartışma programları magazin malzemesi olmuş.
Bu zamanın ruhunu yansıtan yeni fenomenlerden birisi de Nagehan Alçı.
Ağzını açana kadar, hayranlıkla seyrettiğimiz hanımefendi, tartışma başladıktan kısa bir süre sonra Kadırgalı Aysel’e dönüşüyor; Bir hırs, bir üste çıkma çabası bir yerleşmiş kenar mahalle ağzı…
Hiç affetmiyor ‘engin birikimi’ ile manşeti çakıyor; Che yamyamdır, Deniz Gezmiş Ulusalcıdır, Atatürk diktatördür! Hrant Dink suikastinin arkasında Oda Tv var (Oda Tv suikasten 9 ay sonra kurulmuştu), Hrant Dink Birgün gazetesinden atılmıştı (Dink’in öldüğü haftaya kadar gazetede yazdığı ortaya çıktı) vs. vs.
Bu manşetlerinin çoğu az çok meseleleri takip edenler tarafından yalanlandı, ama kimin umurunda…
Sonuçta reyting alınmış, ertesi gün herkes konuşmuş, üne ün katılmış..
Alçı liberal demokrat cephede olduğunu söyleyerek, dönemin gereği nefret suçlarından da nefret ettiğini sık sık dile getiriyor. Eminim kendince samimidir de, hiç şüphem yok…
Ama ne var ki engin siyasi tahlillerini eşelediğimizde altından çok aşina olduğumuz; aşırı sağ, ırkçı, siyonist akımların; “Dünyada olup biten her şeyi kontrol eden marjinal etnik güçler var, onları yok edersek bütün sorunları çözeriz” tezi çıkıyor.
Negahan Alçı’nın içindeki ırkçı geçtiğimiz günlerde yayınlanan tartışma programında yine hortladı.
Dünyaca ünlü edebiyatçı Paul Auster’in şu sözleri tartışma konusu olmuştu: “Türkiye'deki yönetimi otoriter ve antidemokratik bulduğum için protesto ediyorum ve davet alsam da gitmiyorum."
İşte hanımefendinin konuyla ilgili açıklaması: “Paul Auster’in bu açıklamalarını İsrail-Türkiye geriliminden dolayı yaptığını düşünüyorum, tutumunda Yahudi kimliğinin payı var”
Bak bak bak…
Alçı’nın sözlerinin altındaki postulayı açalım: ABD’de de yaşayan bir edebiyatçı ile İsrail devletini aynı potada birleştirmek için nasıl bir kanıt öne sürüyor Alçı?
Cevap: Hiçbir şey…
Bu iddiayı destekleyen tek şey şu varsayım: Dünyadaki her Yahudi İsrail devletiyle bağlantı içindedir, ve her türlü fikri duruşunu devletin yönelimleri doğrultusunda belirler. Yani ha Auster ha İsrail devleti!
Bu Alçı’nın ilk ırkçı vukuatı değil. Alçı programın diğer yorumcularından Enver Aysever'in de Alevi olduğu için Suriye'deki BAAS rejimine destek olduğunu iddia etmişti.
Ha Anadolulu Alevi, sosyal demokrat bir gazeteci ha Suriye’nin Baas rejimi! Alevi olmak Alçı’ya göre dünyada Alevilerin karıştığı olumsuz her türlü olaydan sorumlu olmak için yeterli, doğuştan suçlusun yani!
Negahan Alçı akşam kitap okurken, müzik dinlerken televizyonunuzun sesinizi kıstığınızda odanızda size eşlik edecek iyi bir görüntü, güzel bir paket… Sanki şu popüler yarışmalarda sadece orada durması için para ödenen güzel kadın kontenjanının bir unsuru gibi.
Ama gerçeği söylemek gerekirse kutuyu açtığınızda, sesi çıktığında hiç çekilmiyor...
O modern paketin içinden çıkan bağnazlık, ırkçılık ve cahillik; insanın damağında çok güzel gözüken ama içten içe bayatlamış bir pastayı yediğinizde hissettiğiniz hayal kırıklığının ekşimsi, sakil tadını bırakıyor…


