Public Beta
Facebook Sayfamız  Twitter Sayfamız  Google+ Sayfamız  RSS Takip

Twitter Bir Stadyumdur

Tarkan Kaynar kullanıcısının resmi

Milliyet Gazetesi’nde birkaç gün önce yayınlanan bir habere göre Türkiye’deki twitter kullanıcısı 5 milyona yaklaşmış. Bence önemli olan bu 5 milyon içerisinden kaçının twitter’a yaklaştığı. Çünkü ortalık o denli pasif hesap kaynıyor ki. Evet, tweet sayısı çok, yazan çok insan var. Fakat seyirci sayısının çokluğu itibariyle bir stadyum prototipi taşıyor twitter.

“Fake” tabir edilen sahte veya yan, yani “birden fazla” hesapların bu 5 milyonu etkilemediğini söyleyebilirim. Neticede kaç 10, 100 bin insan uğraşıp da bir de fake hesap gayreti içine girer? Ama gerçek bir hesaba sahip “sadece izleyici”lerin bu 5 milyonun yarısını oluşturduğunu düşünüyorum.

 Aktif Facebook kullanıcılarının twitter hesabı, bu stadyumun en sakin seyirci tribününü oluşturur

 Twitter fikirsel bir paylaşım alanı olduğu kadar yazınsal bir mücadele aracıdır da. Derdinizi ifade edebilmenin çarpıcı biçimini becerseniz bile onu göz önüne tutabilmek de ayrı bir beceri istiyor artık. Twitter’ın Facebook’tan farkı budur ve sadece paylaşım kaygısı güden sosyal medya kullanıcısı için facebook yeterlidir, twitter’a çok ihtiyaç duymaz. Bu kullanıcıların kendilerine açtığı twitter hesabı bir stadyumun en sakin seyirci tribününden ibarettir. Twitter’ı aktif kullananlar ise o stadın takımlarını en çok destekleyen taraftarlarıdır. En çok onların sesi çıkar, en ateşli sloganları onlar üretir, sahaya (gündeme) renk katarlar. Kısa sürede çok şey anlatabilme, mesajı yerine ulaştırabilme, harekete geçirebilme ve popüler kalabilme gibi kaygılarla hareket eder bu lokomotif tribün yazarları.

 Facebook maçı evden izlemek, çalıntı tweet ise korsan maç yayınıdır.

Facebook bu anlamda maçı evdeki televizyondan izlemek kadar “aynı gibi gözüken” başka bir formattır. Çalıntı tweet sahipleri ise korsan maç yayıncılığı gibi sürekli görüntü takılması yaratırlar ve seyirci bir süre sonra kaliteli yayına döner. Ünlüler baştan loca sahibidirler. Takipçi kaygısı yaşamaz, maçı rahat koltuklarda izlerler, herkesin gözü illa onların olduğu yere takılır. Ama o rahatlık içerisinde formalı atkılı bir görüntü ile “sizdenim ben de valla” mesajı vermeye çalışırlar. Fenomenler ise amigolarıdır bu stadyumun. Her zaman etkili sloganlar üretmek, bunlar hızla yayıldıkça kendisini izleyen kitleyi sürekli ayakta tutmak için hep zinde olmak zorundadırlar. Stadyumda “Salçalı ekmeğe bayılırım” gibi sıradan bir tezahurat –eğer ironik anlam taşımıyorsa- nasıl bir anlam ifade etmez ve o amigoyu da gözden düşürürse, twitter fenomeninin de sıradan bir tweet yazma şansı yoktur. Artık o onun mesaisidir. Her zaman etkili, çarpıcı, güldüren ve harekete geçiren tezahüratlar… pardon tweetler  atmak zorundadır fenomen… Bir de kendisine seslenen diğer tribünlerle çok muhatap olmamak gibi bir kötü huyu da vardır fenomenin… Tezahüratı mutlaka kendisi yaymalıdır.

“Sahadaki” seyirciyle “bazen” ilgilenir, genelde maçına bakar

 Hakem, maç ve oyuncular mı? Onlar “konuşulanlar”dır. Gündemdirler. Sahadadırlar ve bir kısmının çevrelerinde bir stadyum ve büyük bir taraftar olduğu konusunda çok ilgisi dahi yoktur. İşlerine, maçlarına bakarlar ve konuşulmaya devam ederler. İstedikleri zaman da bir başka takıma geçerler. 5 milyonun bir ağızdan bile bağırması onları çok etkilemez. Ama tribünler dünyayı değiştireceğini sanır. Devran döner. Twitter böyle klasik bir stadyumdur işte…

Twitter
Facebook