Bir süredir mücadele sporlarından bahsediyorum. Bu sporların hem sağlığımıza faydası olacağından hem de başka konularda da bizlere olumlu katkı yapacağından daha önce bahsetmiştim. Günümüzün yorucu iş ve şehir hayatından çok iyi bir kaçış sağlayacaktır mücadele sporları.
Nerede okuduğumu hatırlamıyorum, muhtemelen bir websayfasında gördüm. Uzman bir hanımefendi mutluluğun veya en azından stressizliğin (=huzur?) kaynağını yapılan işe konsantre olmak olarak gösteriyordu o yazıda. Elbette dünyadaki tek huzur kaynağı bu değildir ancak denen özet olarak şuydu; elinizde olan, yaptığınız iş neyse işte ona odaklanın, daha sonra yapacağınız işleriyse zamanı gelince düşünürsünüz. Yemek yerken sadece yemeğinize odaklanın, yemekten sonra katılmanız gereken kritik toplantıyı değil. Kitap okurken sadece okuma fiiline ve tabii ki kitaba konsantre olun, yarınki buluşmada ne giyeceğinize ise yarın karar verin yahut kitabı okuduktan sonra!
Mücadele sporları, aslında genel olarak spor, işte bu uzaklaşmayı kaçışı sağlayabilmektedir. Halı sahada arkadaşlarıyla top çevirirken; işi, ekonomiyi, almamız gereken zammı, komşumuzun ısrarla yanlış yere park ettiği arabasını düşünmeyiz. İşte bu çok sağlıklı bir moladır ve hayatımızda stresi azaltan bir fırsattır, süreçtir.
Karate çalışan birisi konsantre bir şekilde sadece kata çalışırsa, bu esnada sabah haksız yere patronundan işittiği azarı da unutacaktır veya bir süredir aramayan sevgiliyi de!
Judo antrenmanında hızlı tempoda uchi komi çalışan sporcu da dertlerini dojonun dışında bırakacaktır ve sadece çalıştığı tekniğin detaylarını düşünecektir. İşte bu konsatrasyon sayesinde hem iyi ve de teknik bir judoka olacaktır (=ustalık) hem de günün getirdiklerinden uzaklaşacaktır.
Unutmayın, herhangi bir işte kesbettiğimiz ustalık ise hayatımızın her alanında kendisini gösterecektir.
Peki Mücadele Sporlarına Nasıl Başlayabilirim?
Google is your friend! Kesinlikle!
Karate yapmak istiyorsanız örneğin, önce google'da araştırma yapın, facebook'tan vs. araştırın. Daha sonra tanıdığınız, bildiğiniz ve bu konularda bilgili insanlara danışın VE bu sporlardan birine kesinlikle başlayın.Gecikmeyin!
Başlarken şunu sakın unutmayın; herşeyden önce kendinize zaman tanıyın. Kimse bir anda usta sensei olmadı. Herkes, en ünlü ustalar bile, bir zamanlar acemiydi! Kendinize kesinlikle zaman tanıyın ve kendinize karşı toleranslı olun! "Kendine zaman tanımak" bir budo prensibidir bu arada!
Hata yapmaktan korkmayın, hatalarınız sayesinde kendinizi daha iyi tanımış olacaksınız. Hatalarınıza verdiğiniz tepkiler aslında sizi ve de "budo" yolculuğunuzu da tanımlayacaktır, emin olun. Bir tekniği beceremediniz mi? Moralinizi bozmayın, 2 gün sonra yaparsınız! Bu arada yandaki o genç çocuğa da bakmayın, sizden 10 yaş genç ve de bu sporda 3 yıllık tecrübesi olabilir onun. Hatta söz konusu tekniği hayat boyu da beceremeyebilirsiniz! Boşverin ve geniş müfredattan diğer tekniklere yönelin, bu kadar basit!
:)
Bu tecrübelerinizin tadını çıkarın, doğru dürüst sadece bir hareket dahi yapıyor olsanız, o yaptığınız judodur, aikidodur, bokstur; sizin judonuz, aikidonuz veya boksunuzdur.
Duşunuzu alın ve doğru eve gidin. İlk birkaç gün varlığından haberdar olduğunuz veya olmadığınız kaslarınız ağrıyacak-sızlayacak.
Sabredin, işin yarısı bitti bile!

