Yıllar önce takılmıştı aklıma.
Tuhaf bir habere bir o kadar tuhaf bir metin yazmak için tırmalarken farkettim sanırım...
Çok garip bir kelime kılçık.
“kıl-çık”
Küçük kıl yani. Mide bulandıran; boyundan büyük etkisi olan...
Ya da afiyetle yenen güzel bir balık ziyafetini kabusa çeviren türden kılçık.
Neresinden bakarsan bak, keyif kaçırır kılçıklar.
Hayatın kılçıklarından bahsetmek lazım sanki.
Hepimizde bolca var onlardan nasılolsa...
*****
Herkesin bir etiketi var. Modern yaşam dedikleri zımbırtıda herkes alnında taşıyor o etiketi. Yeni başlayan muhabbetlerin ilk cümleleri hep etiketinin tarifi aslında... Ne iş yaptığın, kendini nasıl anlattığın, beklentileri karşılayıp karşılamadığın. 'Sex and the City' kadınları çok dikkat eder bu etiketlere mesela. Anında anlarlar adamı gözünden. Ya da erkekler, gözüne kestirdiği kadınları hemen hazırdaki sınıflardan birine koyar, muhabbet daha en başındayken. Kadın heyecanlı anlatırken çoktan erkeğin kafasındaki sınıflardan birinde yerini almıştır oysa.
Geçen gün bir kız arkadaşım, ki kendisi kesinlikle 'Sex and the City' kadınlarından, başına gelen sözümona “kötü” olayı bana anlatmak istedi. Birşeyler içtik. Travmatik bir durum beklerken, hikayenin sonunda kendimi gülerken buldum. Beklediği tepkiyi vermediğimden mi bilinmez, hesabı ödetti bana. Umarım okumuyordur bunları.
Efendim bir çocukla tanışmış. Çocuğun yatı varmış. Bebek’in az ilerisinde demirliymiş. Gecenin ilerleyen saatlerinde o yatın başaltı kamarasında “olağan” şeyler yaşanmış. Zaten dedikodunun daniskası şu an yaptığım, bari detayları geçip sonuca bağlayayım. Arkadaşım çocuğun teknenin sahibi değil kaptanı olduğunu öğrenmiş sonrasında. Ve tabii hayalkırıklığı... Gülmekten alamadım kendimi.
Sex and the City kadınları da yanılır. Ama fazla uzun sürmez bu süreç. Kafalarındaki kadrolu kurtlar hep mesaidedir çünkü. Aynı anda iki üç şey düşünebilir, anında taktik değiştirebilir. Kararlar gecikmez.
Tekne kaptanını tekrar görmeyecekmiş. ‘Allah belasını versin’miş...
******
Sanırım bir gün trafikte öldürecekler beni. Gençken dahi bu kadar sinirlenmiyordum.
Karda gidiyorum. Işık kırmızı. Yine ve yine... daha yeşil yanmadan, nanosaniye geçmeden kornaya mı basılır? Ya, ben bu korna işine fena halde takığım. Trafik kurallarına göre bildiğin suç bu, cezası var; 82 TL. Devir ekonomi devri, peşin ödersen 61.5 liraya iniyor. Nereden bakarsan suç yani. Karda da basma be kardeşim kornaya.
Kornayla başlayan küfürlerde yaratıcı olmaya gerek yok, o korna gitti bi yerlere!
Geçen hastane önü haberdeyiz. Adam hastane kapısında abanıyor kornaya. Zaten güvenlik görevlilerine kanun - kural anlatmaktan bıkmışım, adamla cebelleşiyoruz... Uzun perdeden bir klakson sesi. E be adam hastaneye gelmişsin, belki annen içeride?
Erdener abi vardı Leman’da. Korna çalan adamın kafayı kaportaya sokup saatlerce dinletmişti o sesi. Ah Erdener abi, her sokağa senden bir tane lazım.
Kameraman arkadaş müdahale etmese medeniyet bi kenara, dayaktan geçirecektim adamı. Ya da silahı vardı belki, dedim ya bir gün başıma iş gelecek. Hep bu korna yüzünden.
*****
Bak yine canım sıkıldı şimdi.
Sakinleşeyim; kılçıklara devam...

