- Hani merhumu ya da merhumeyi mezar boşluğuna indirerek, başı kıbleye gelecek şekilde sağ tarafına dönük olarak yatırırsın ya...
- Sonra hasırı geniş bir biçimde yan şekilde açarsın ve tahtaları teker teker muntazam bir şekilde çapraz olarak mezar boyunca dizersin...
- Mezarda meftayı indirmek için bulunan en yakın kişileri dışarı çıkarmak için el vererek, kendine doğru çekersin ya bir kuvvet...
- Sonra eline küreği alarak, kabzasına topuğunla bastırıp toprağı alttan kavrayarak ilk toprağı gözün yaşlarla mezara doğru fırlatırsın ya...
- Akabinde, her bir yakını o küreği elden ele vererek bir toprak da ben atayım diyerek hüznüyle toprağı mezara doğru atar ya...
- Mezarı toprakla doldurduktan sonra köşede üç kuruş kazanabilmek adına bekleyen sucu çocukların elindeki bidonlarıyla mezarı ıslatırsın ya...
- Bir gökyüzüne - bir mezara bakıp, daha dün sohbet ettiğin/sarıldığın insanın artık toprak altında ebediyen yatacak olmasını düşünürsün ya...
- Su ile ıslattığın mezarı bir de göz yaşlarınınla sularsın ve acısını ve hıçkırığını içine çekerek metanetli olmaya mücadele gösterirsin ya...
- Son bir defa daha "Fatiha" okuyarak istemeye istemeye mezarın başından ayrılmak zorunda kalırsın ve o acıyı tarif bile edemezsin ya...
- Mezarın başında kalan Hoca efendi, ölü ile son konuşmasını yaparak "ona" resmen öldüğünü dualar eşliğinde ifade eder ya ...
- Herkes mezarlıktan ayrılırken, az evvel defnettiğin yakının mezarına son bir kez ayrılış esnasında bakar ve "Sen Hep Benimlesin" dersin ya..
- Aslında hayat sadece bundan ibaret bir netlikte... Bu renk cümbüşünde kör olmuşuz ve sahte mutluluklarla kendimizi kandırıyoruz. Neyse işte !

