Public Beta
Facebook Sayfamız  Twitter Sayfamız  Google+ Sayfamız

Piyasalarda Neler Oldu?

ekonomikhaberyorum'dan Serhat Kargın piyasayı değerlendirdi. 

İşte Serhat Kargın'ın yazısı; Dün piyasalarda tam anlamıyla “söylentiyi al, gerçekleşmeyi sat” psikolojisi hakimdi. ECB’nin 3 yıllık kredi ihalesine 523 bankadan 489.2 milyar euro tutarında talep geldi. Beklenti ise 310 milyar euro düzeyindeydi. ECB ortalığa beklentilerin çok üzerinde para saçınca, bu durum evvela “QE benzeri bir operasyon” olarak algılandı ve bankaların böylesine devasa bir likiditeyle borç krizindeki ülkelerin tahvillerine yatırım yapacağı umudu doğdu. Yani, AB hükümetlerinin ve ECB’nin doğrudan yapmadığı QE operasyonunun bankalar üzerinden dolaylı yoldan devreye konacağı beklentisi yeşerdi. Böylece, piyasalar önceki günden kalan rallinin ikinci adımını atma cesaretinde bulundu ve EURUSD paritesi bir anda 1.32′ye sıçradı. Ancak, çok kısa sürdü.

Zira, İtalya Banka Otoritesi İtalyan bankalarının ECB’den aldıkları krediyle tahvil ihalelerine giremeyeceğini, öncelikle sermaye yükümlülüklerini karşılamaları gerektiğini açıkladı. Zordaki İtalya’nın finansal sistem otoritesinden böyle bir açıklama gelince, Avrupa bankacılık sisteminde ayakta kalmaya çalışan Alman bankalarının krizdeki ülkelerin tahvillerine yatırım yapmaları beklenemezdi. Fransız bankalarının hali de ortada. Nitekim, ihalenin piyasalara yansımalarını görmek için İspanya ve İtalya tahvillerindeki alımlarını durduran ECB ortalığa saçtığı dev likiditeye rağmen tahvil spreadlerinin açıldığını ve dolayısıyla bankaların ECB çekildiğinde sözkonusu ülkelerin tahvillerine yatırım yapmakta istekli olmadıklarını gördü. Sonuçta, QE benzeri likidite umuduyla şenlenen piyasalarda bir saat sonra bahar havasından eser kalmadı.

Bu arada, 3 yıllık kredi ihalesine gelen dev talebin Lehman sonrası finansal krizi aşmak için Haziran 2009′da yapılan 1 yıl vadeli repo ihalesindeki 442 milyar euroluk talebin de üzerine çıkmasının zaten başlı başına çok ciddi bir sorun olduğunu da belirtelim. Nitekim, ortaya sürülen devasa likiditenin ardından swap ve para piyasası spreadlerinde gevşeme olmaması bunun bir kanıtı. Ayrıca, ECB’nin 3 yıllık ihalelerle sağladığı kredinin, bölgedeki sermaye açığını karşılamak için azaltılması gereken riskli varlık tutarının ancak 20%’sine karşılık geldiği yönünde analizler de dikkat çekti. Fitch’in not indirimi sonrası UniCredit’in hisselerinin işleme kaptıldığı haberi ve Fransa’nın notun indirileceği spekülasyonunun yeniden ısıtılması, piyasaları satış baskısı altına aldı.

Piyasaların temel dengeleri ve hacimler yılbaşı etkisiyle çok zayıf. Yılı mümkün olduğunca az hasarla kapatmanın peşinde olan piyasalar risk iştah göstergesi olan EURUSD paritesinin 1.3050 civarında konsolide olmasına sağlayacak tradelerle yıl sonunu getirmeyi arzuluyor. Bu umutlar ne kadar daha korunacak hep birlikte göreceğiz, ancak euro’ya her rallide satış öneren strateji raporlarının sayısı bir hayli arttı. Zira, ECB’nin bastığı 489 milyar euro’luk (çalışmayan) QE benzeri likiditenin tıpkı Fed’in QE operasyonlarında olduğu gibi diğer ülke para birimleri üzerinden yabancı yatırımlara kayma riski var. Bu durumda, euro’da yapısal bir düşüş baskısı oluşabilir. Hatırlayalım, Fed’in QE1 ve QE2 operasyonları sonrasında dolar euro karşısında 1.20′lerden 1.48′ye kadar düşmüştü.

0
No votes yet

Yeni yorum ekle