
Başbakan Erdoğan İstanbul özel yetkili savcılığının MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağırmasıyla patlak veren krize yönelik ilk değerlendirmesini dün yaptı.
Erdoğan'ın ''Bu ülkenin kurumları arasında bir çekişme yoktur, olamaz. Sınırları aşan her girişim yetki gaspıdır. Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz'' sözlerine dikkat çekti.
BAŞBAKAN'DAN MİT KRİZİNE İLK YORUM HABERİNİ OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
AK Parti İl Gençlik Kolları Kongresi'ne telekonferans yöntemiyle katılan Başbakan'ın konuşmasında metin arasında verdiği mesajlar bugün köşe yazarlarının gündemindeydi.
Özellikle iktidara yakın gazetelerdeki iki yazı MİT krizinin geleceğine dair ip uçları veriyordu.
Yeni şafak yazarı Abdülkadir Selvi'nin "Özel yetkili mahkemeleri kaldırırız" başlıklı ve Star'dan İbrahim Kiras'ın "Hedef MİT değil, düğmeye basan savcı değil" yazılarına dikkat çekiyoruz.
İşte Abdülkadir Selvi'nin yazısının bundan sonra ne olacak bölümü:
"Peki bundan sonra ne olur?
Herkes Başbakan Erdoğan'ın kararını bekliyor.
Ama hem Başbakan Erdoğan'ın hem de MİT Müsteşarı Fidan'ın, bir hatadan dolayı, olaya bir intikam hissiyle yaklaşıp, iktidar gücünü üstlerine sevk etmeyeceği biliniyor.
Ayrıca yaşananlardan rahatsız olan, "Akil isimler" devreye girmeye başladı.
Ama ilişkilerin test edileceği, taşların yerine oturtulacağı bir sürece girildiği de gözden kaçırılmamalı.
Hiçbir şey, 7 Şubat öncesindeki gibi olmayacak.
Çünkü güven duygusu sarsıldı.
Ama bu bir süreç.
Nasıl bir süreç.
AK Parti'nin etkili bir isminin ağzından aktarmak istiyorum bunu.
"Görüldü ki, bu dönem operasyonlara açık bir dönem."
Sonra bir ekleme: "Bu iş burada kalmayacak. Farklı noktalardan bize başka operasyonlar çekilecek."
AK Parti bunun farkında. Daha ötesinde bilgilere sahip olduklarını düşünüyorum.
Peki bu durumda ne yapacaklar?
Vazoyu kırmamaya özen gösterecekler.
Müslüman merhametiyle hareket edecekler.
Ama Başbakan Erdoğan'ın Ankara'ya dönüşü bu kez biraz farklı olacak. Hasta yatağından yönettiği sürece bizzat el koyacak.
Başbakan'ın bu tür kriz anlarında ne kadar kararlı olduğu biliniyor. Dünyada dik duruşuyla ünlü bir lider Recep Tayyip Erdoğan.
Şu satırlara dikkatinizi çekmek istiyorum.
"Önümüze 367 engeli çıkarıldı, aştık. Anayasa'yı değiştirip, Cumhurbaşkanı'nın halkın seçtiği bir sistem getirdik. 27 Nisan muhtırası verildi. 28 Nisan'da sivil muhtıra ile yanıtını verdik. Partimiz hakkında kapatma davası açıldı, kapattırmadık. HSYK krizi çıkarıldı, HSYK'yı değiştiren Anayasa değişikliği gerçekleştirdik. Şimdiye kadar önümüze çıkarılan engelleri tersine çevirdik. Hiçbirine boyun eğmedik."
Aktaracaklarım burada bitmiyor tabii ki. Devamı var: "Bu kez önümüze özel yetkili mahkemeler krizi çıkarıldı. Ülkemiz terör ve çetelerle mücadele ettiği sürece bu tür mahkemelere ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Ama bunu bizimle bir hesaplaşmaya çevirmek isterlerse, 1 maddelik bir yasa çıkarır ve özel yetkili mahkemeleri kaldırırız."
Nokta...
Bir şey eklemeye gerek var mı?"
ÖZEL YETKİLERİNİ KÖTÜYE KULLANANLAR...
Star gazetesinden İbrahim Kiras'ın yazısındaki 'yargı içindeki kontrolsüz yapılanma' bölümü:
"...Her seferinde verdiğim örneği yeniden hatırlatayım: Başbakan Erdoğan eski genelkurmay başkanı Başbuğ’un tutuksuz yargılanması arzusunu ifade ettiği günün ertesinde aylardır tutuksuz yargılanmakta olan bir diğer generalin de tutuklanmasına karar verildi. Bardağı taşıran asıl damla oydu ama pek hissettirilmedi.
Ancak siyasi iktidarın gözünde şu tablo netleşmişti: Kuvvetler ayrılığı prensibinin yargıya tanıdığı yerle yetinmeyen, özel yetkilerini kötüye kullanan, tartışmalı kararlarla yasamanın ve yürütmenin alanlarına tecavüz etmekten geri durmayan bir yapılanma vardı yargı içinde.
Hâlâ görevinin başında olan bir savcının skandal kararı söz konusu olmasa da bugün alınan önlemler alınacaktı. Çünkü bu önlemlerin alınması gerekiyordu. Belki de alınacak bu önlemlere engel olmak için o düğmeye basılmıştır. Ne dersiniz?"
























